DETAY

Basına ve Kamuoyuna Duyurulur

Son zamanlarda ülkemizde ekonomik dalgalanmalar yaşandığı bütün kesimlerce görülmektedir. Bu ekonomik belirsizlik ve dalgalanmalardan en çok etkilenen kesim ise sayıları yaklaşık 6 milyona dayanan asgari ücretle çalışan işçi kardeşlerimizdir.

TÜRK-İŞ Konfederasyonumuz tarafından her ay düzenli bir şekilde yapılan açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasına göre Eylül ayında dört kişilik bir ailenin açlık sınırı bin 893 TL, yoksulluk
sının ise, 6 bin 167 TL olmuştur. Bu da göstermektedir ki çalışan zor durumdadır.

Enflasyon rakamları son 15 yılın en üst seviye yükselmiş ve %24,52 olarak açıklanmıştır.

Hiç vakit kaybetmeden asgari ücret tespit komisyonunun toplanması ve TÜRK-İŞ Konfederasyonumuzun açıklamış olduğu şekilde görüşmelerin asgari ücretin net 2 bin Türk Lirasından başlaması, üzerine de enflasyon oranında zam ilave edilerek işçilerin alım güçlerinde kısmen de olsa rahatlama sağlayacağı bilinmektedir. İşçilerin rahat bir nefes alması için, işveren ve hükümet ellerini taşın altına koymalı ve bu sorunu çözmelidir.

Ayrıca 696 sayılı KHK ile işçi kadrolarına geçirilen işçi kardeşlerimiz de 31.10.2020 tarihine kadar Yüksek Hakem Kurulun yayınlamış olduğu tebliğe göre yıllık %4 + %4 olarak yapılacak
zamlarla çalışmak zorunda bırakılmıştır. Yine enflasyon oranının %24,52 olarak açıklamasından sonra kadroya geçirilen işçiler enflasyon farkının altında adeta ezilmiş alım güçleri tamamen yok olmayla karşı karşıya kalmıştır.

696 sayılı KHK ile kadroya geçirilen işçilere uygulanan sözleşmenin zam oranlarının düzenlemeye ihtiyacı olduğu ve aradaki büyük farkın kapatılması gerekliliği apaçık ortadadır. 

Yüksek Hakem Kurulunda görüşülen sözleşmeler, noktasına virgülüne dokunulmadan daha 
önceden belirlenmiş olan şartlar ve zam oranlarıyla sonuçlandırılmakta, enflasyon oranları ve ülkemizde çalışan işçilerin ekonomik durumları göz ardı edilmektedir.

Asgari ücret görüşmeleri sırasında, imzalanmış olan sözleşmeler ve bundan sonra imzalanacak olan sözleşmeler için mevcut ekonomik şartlar değerlendirilmeli ve  yapılacak değerlendirmeden çıkacak sonuca göre işçilerin yaşam koşullarını iyi yönde etkileyecek sözleşmeler imzalanması, yürürlükte olan mevcut sözleşmelerinde bu yönde düzenlemesi
gerektiğini belirtiriz.

Son olarak, kadroya geçiş uygulamasında kapsam dışında bırakılan işçilerin 4D kapsamında kadro tahsislerinin yapılması iş barışının sağlanabilmesi açısından büyük önem arz etmektedir.
Kamuda çalışan işçiler arasında ayrım yaratan bu sorunun bir an önce çözüme kavuşturulması gerekmektedir.

Güvenlik-İş Sendikası olarak her zaman üyelerimizin, çalışanlarımızın ve işçi kardeşlerimizin yanındayız.

Kamuoyuna Saygıyla Duyurulur.

GÜVENLİK-İŞ SENDİKASI

GENEL YÖNETİM KURULU

Sosyal Ağlarda Paylaş